---
title: "Öğretmen Masasında, Eski Bir Kaydın Tozlu Sayfalarında Bir Sabah"
description: "Sabahın erken saatleri. İzmir’in o kendine has meltemi, pencere pervazına çarpıp içeriye sızıyor. Çaydan gelen o tanıdık, hafif acı kokusuyla karışınca, sanki…"
date: 2026-11-03T04:56:02Z
updated: 2026-11-03T04:56:02Z
author: "Gamze Taşdemir"
site: "Radyo Sesindeki Yankılarımız"
language: "tr"
tags: ["nostalji", "albüm-dinleme", "anneanne-kokusu", "yaşam-ritüelleri"]
url: "https://melodinin-perdesi.nasilalinir.com/ogretmen-masasinda-eski-bir-kaydin-tozlu-sayfalarinda-bir-sabah"
---

# Öğretmen Masasında, Eski Bir Kaydın Tozlu Sayfalarında Bir Sabah

Sabahın erken saatleri. İzmir’in o kendine has meltemi, pencere pervazına çarpıp içeriye sızıyor. Çaydan gelen o tanıdık, hafif acı kokusuyla karışınca, sanki zamanda geriye yolculuk yapmanın ilk sinyali veriyor. Dersler başlamadan önceki bu dinginlik, benim için sadece bir hazırlık süreci değil; aynı zamanda ruhumun en derin kuyularını karıştırmak için ayırdığım kutsal bir ritüel. Tezgahıma oturan o eski, kalın ciltli defterler, üzerinde biriktirdiğim öğrencilerin meraklı bakışları... Bunların hepsi bu sabahın sessizliğinde bir arada.

Herkesin günü, telefon ekranında kaydırılan o hızlı akışlarla başlıyor sanırım. Sabah kahvesi, hızlı bir kontrol, siren sesleri... Ama benim ritüelim çok daha yavaş. Benim ritüelim bir müzik kutusunun ağır ağır açılması gibi. Kulaklığımı takıyorum ve radyodan sadece benim için çalınacak o şarkıyı buluyorum. Genellikle bunlar, 80'lerin ortalarından kalma, ses kaydında bile çatlakları olan değerli parçalar oluyor. O melodiler gelince, sanki o şarkının sözleri sadece kulağıma değil, aynı zamanda gözlerimi kapatıp geçtiğim bir sahneye fısıldıyor.

Bu arada, öğretmenlik mesleğinin getirdiği o tanıdık ağırlık da var. Bir yandan diferansiyel denklemleri anlatmaya çalışırken, bir yandan da hayat derslerinin aslında o karmaşık matematik formüllerinden çok daha fazla değişken içerdiğini görüyorum. Öğrencilerimden biri, sürekli aynı soruyu soruyor: "Öğretmenim, neden her şey bu kadar karışık?" diye. Ve ben de o an, çalan şarkının duygusal yoğunluğuyla kendi içimdeki cevapla yüzleşiyorum. Hayat bazen öyle bir melodiye benziyor ki; hem uyumlu hem de öngörülemez.

## Rutinlerin Arasındaki Mikrokozmos

Günlük yaşamın o sıradan görünen çatlaklarında bile büyük anlamlar barındırdığını fark ediyorum. Benim için bu çatlaklar, bir müzik albümünün kapağındaki ince çizikler gibidir. Her çizik, o parçanın binlerce dinleyicinin ruhundan geçtiğinin kanıtıdır. Sabah telaşı, bir sonraki günün sınavları ya da ödev teslim tarihleri... Bunların hepsi geçici. Önemli olan, bu anları ne kadar derinlemesine deneyimlediğimiz.

Mesela dün gece, bir öğrenci ödevini yetiştiremedi diye geldiğinde hissettiği o hayal kırıklığını gördüm. Omuzlarına çöken ağırlık, sanki bütün bir dönem ödevini yetiştirememiş olmanın verdiği o buruk tadıyla karışmıştı. Ama ben ona sadece teknik bir çözüm sunmadım; birlikte, tam da çalan o melankolik türküyle oturup, acele etmemenin bazen en büyük başarı olduğunu konuştuk. O an orada bulunan benim, sadece bir öğretmen değil, o melankoliyi birlikte yaşamış bir dinleyiciydim.

Bu sabah da öyle geliyor bana. Bu basit rutinler, bu kopuşlar ve yakalanmalar... Bunların hepsi aslında bir bütün. Tıpkı, iyi seçilmiş şarkılar gibi; her biri kendi başına bir güzellik sunarken, bütünleştiğinde o anlatılmaz yoğunluğu veriyorlar. O yüzden bu yazıları da buraya koyuyorum belki de bir nevi sesimi kaydetmeye. Bu kaosu, bu duygusal girdabı kelimelere dökmek zorundayım. Yoksa o müzik, ruhumda birikir ve patlar.

Ve sonra ders zili çalıyor. O an, tüm o akustik gezi sona eriyor; ama müzikle kurulan bağın geride bıraktığı o tatlı, buruk ağırlık kalıyor. Ve ben biliyorum ki, bu akşam gelip dinleyeceğim başka bir melodi daha var.
